Sana bella demiştim. O kadar güzeldin ki senin yanında cennette sanıyordum kendimi. Bu cümleyi yazarken bile gözlerim sulandı :'( Sana inanmıştım. Her dediğine inandım. İçindeki çocuğu sevmiştim. Seni uçarken çalılıklara takılıp kanadı incinen ve çimlerin üzerine düşen ve acıdan ötüşen bir kırlangıç olarak görüyordum. Seni öyle şefkatle ellerimin arasına aldım ki sen onun değerini bilseydin herşeyden geçerdin. Ölüm kalım derecesinde bir hastalığın olsaydı ve tek çare bendeki bir böbrek, kalp, mide artık herneyse o olsaydı hiç gözümü kırpmadan yatardım ameliyat masasına.

Gözyaşların yanaklarından süzülürken benim içim nasıl parçalanıyordu anlatamam. Keşke gözlerim kör olsaydı da seni o halde görmeseydim. Yağmur damlacıkları akıyordu adeta yanaklarından. Seni anladığımı zannetmişim. Seni seviyorum deyişinin yalan olduğu gibi gözyaşların da yalan mıydı? Hayır  değildi çünkü hatırlarsan yanağından süzülen bir damlayı parmağımla alıp dilime götürmüştüm ve bunun tuzu az demiştim. Sen de ağlaya ağlaya tuz kalmadı demiştin. Ne gördüğüm ne tattığım yalan değildi ama bana düşündürdüklerin yalandı.

Sana dünyaları verebilirdim. Benim gerçekte kim olduğumu kimse bilemedi. Belki sen bilirsin sanmıştım. Çünkü beni çok iyi tanıdığını söyleyip duruyordun. Aslında sen beni değil herkesi çok iyi tanımışsın. Kimin zayıf noktası var çok iyi biliyorsun. Helal olsun bunları kullanmayı da öğrenmişsin. Hayat sana baya bişey öğretmiş bakıyorum da. En son bana Hay’dan gelen Hu’ya gider diyordun hatırladın mı? Evet öyle ama sen bunu bi türlü öğrenememişsin sadece ezberlemişsin. Gerçekten boş şeylerin peşinde olmadığına aklım kanaat getirseydi herşeyimi önüne serecektim. Ama senin varlığın belli değildi ki zaten. Bana sadece yanımda olduğunu zannettirdin. Gerçekten yanımda olmadın hiç. Çocukluğunu yaşamamış bir yetişkinsin. Gezmeyi tozmayı ve insanları kullanmayı çok seviyorsun. Senin bu yaptığını teyzemin beş yaşındaki çocuğu yapıyor. Çocuksu heveslerini yetişkin özelliklerini kullanarak yaşamaya çalışan bir zavallısın.

Artık bana seni hatırlatan herşeyden kaçınıyorum. Seninle gezdiğimiz mağazaların önünden geçmiyorum. Seninle el ele tutuşup yürüdüğümüz yollardan yürümüyorum. Nefesin nefesime uzak olsun. Martılar çığlık çığlığa uçmasın ölsün. O senin teninin kokusu değildi parfümünün kokusuydu. O hipnozu başkasına hediye edeceğim. Ağladıkça daha çok anlayacağım ne mal olduğunu. Dostlarım ben yalvarmadan bir kadeh daha verecekler. Sen beni kum gibi ezip geçtin ama unutma senin de olacağın şey o.

Sana bella demiştim. Artık diyeceğim tek birşey var. Allah belanı versin.


Emir Buğra KÖKSALAN

Java And PHP Developer

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.