Bent yapılamayan enstrümanlardan pek hoşlanmıyorum açıkçası. Çünkü bentin ayrı bir duygusu var. Hem çalanın hem dinleyenin içinde birşeyleri uyandırıyor sanki. Düz notaların basıldığı ve notadan notaya vibrasyon yada düzgün doğrusal hareket biçiminde geçişin olmadığı enstrümanlar sanki birçok duygudan yoksunmuş gibi geliyor. Fakat Moonlight Sonata parçasını piyanoyla dinledikten sonra bu düşüncemden vazgeçtim. Belki de duyguları harekete geçirmek için bent gerekmiyor. Düz notalarla da duygular gayet harekete geçirilebilir. Hem insanı dinlendirebilir hem şenlendirebilir hem anılarını canlandırabilirsiniz. Farklı tarzda parçalar dinlemenin gerekliliğini bir kez daha anlamış bulunmaktayım.

Genel kanı sadece bir tek tarzda şarkılar dinlemek gerektiği yönündedir. Örneğin arabesk dinleyen kişi death metal dinlemez ya da dinleyemez. Pop dinleyen kişi arabesk dinlemez. Death metal dinleyen kişi ne pop ne arabesk dinler vs. Müzisyen olmayan kişiler için genel durum bu şekildedir ama müziğe ilgi duyan ve hatta müzik yapan kişiler için bu durum geçerli olmamalı bence. Çünkü müzisyen kişiliğe sahip insan notalara sadece eğlence amaçlı olarak bakmaz. Teknik olarak da bakar. Hangi notayı nerede nasıl kullanmış, o basılan nota grubu bir akora mı ait yoksa müzisyenin içinden gelen bir diziliş mi, bu iniş çıkışlar insanın içinde esrarengiz bir hava estiriyor olabilir, buradaki notayı bir ses pesten çalmış çünkü aşık meşkiyle dalga geçmek istemiş vs vs vs şeklinde. Bu yüzden müzik kulağı olan insanlar her tarzda şarkıyı dinleyip müzik dağarcığını geliştirmeli bence.

Bentin olmadığı enstrümanlarla da duyguları harekete geçirebiliyor olmamız bentten vazgeçeceğim ya da nefret edeceğim ya da artık kullanmayacağım anlamına gelmez. Farklı bent teknikleri dinlemeye ve çalışmaya devam ediyorum. Fakat zihnimdeki duvarı yıktığı için Beethoven’a teşekkür ediyorum. Allah rahmet eylesin toprağı bol olsun 🙂


Emir Buğra KÖKSALAN

Java And PHP Developer

1 yorum

Ayşegül Kervan · Haziran 23, 2016 12:50 am tarihinde

Piyano da vibrato özelliği bulunmasa dahi bu etki bir çok farklı fonksiyonun çalışmasıyla birlikte sağlanabilmekte ve insan gerçekten dinlerken kendini kaptırmaktadır. Moonlight sonat’ın 3. bölümü en sevdiğim bölümüdür. Paylaşımınız için sağolun, emeğinize sağlık.

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.