Ben Fırat Üni TEF Bilgisayar Öğretmenliği bölümünü 8. seneye uzatmış bir vatandaşım. Okuldan sonra hemen iş hayatına atıldım ve 3.5 senedir devam etmekteyim. BTSORU‘da güzel bir soru gördüm ve bu soruyla ilgili bir blog yazmak istedim. Son zamanlarda çok düşündüğüm bir konuyu BTSORU’da görmek hoşuma gitti. Hem de baya zamandır blog yazmıyordum. Bu güzel konu hakkındaki görüşlerimi ve başka arkadaşlardan öğrendiğim fikirleri paylaşmak ve böylece insanlığa birşeyler katmak istiyorum. Hadi başlayalım.

Her insan bir defa yaşar bu dünyada. Ömrü kısadır ve zaman çabuk geçer. Yılların nasıl geçtiğini anlamazsınız bile. Geriye dönüp baktığınızda ne kadar çok şeyi ne kadar çabuk yaşadığınızı görür ve şaşkına dönersiniz. Peki bu kadar kısa ömürde ne yapıyoruz? Doğuyoruz, anamız babamız bizi sıkıntılarla büyütüyor, bize birsürü masraf yapıyor adam olalım diye gece gündüz uğraşıyorlar. Peki biz ne yapıyoruz? İyi kötü okul okuyoruz sonra sigortalı bir işe girip emekli olana kadar çalışıyoruz. Birçoğumuz en fazla bir ev bir araba alabiliyor. Evlilik zamanı gelince evleniyor çoluk çocuğa karışıyoruz. Anamızın babamızın bizim için yaptıklarınız biz çocuklarımız için yapıyoruz ve nihayetinde ölüyoruz. Peki ne oldu? Yaşadık da ne oldu? Dünya daha güzel bir yer mi oldu yoksa varlığımızla yokluğumuz bir mi oldu?

İyi insanlar bu dünyaya birşeyler katar, diğerlerinin ise yaptıkları ortada. İnsanlığın gereği olarak bizden sonraki nesilleri düşünmemiz gerekiyor. Onların daha güzel bir dünyada yaşayabilmeleri ve kendilerinden sonrakilere daha güzel bir dünya sunmaları insan olanın mutlaka düşünmesi gereken bir konudur. Yapabileceklerimiz sınırsız ama bizi yapabileceğimiz şeyler konusunda sınırlayan insanlar her geçen gün daha çok türemeye devam ediyor. Halbuki gerçekten yapabileceklerimiz sınırsız. Elalem diye bir örgüt var ki bir kartala bile uçamayacağına inandırabilecek kadar tehlikelidir. Öncelikle bu örgütten mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekiyor. Bu örgütün mensupları iyi niyetli insanlar, misafirperver, yardımsever olabilmekle beraber hem kendi yapabileceklerinin hem de başkalarının yapabileceklerinin hiç farkında olmadıkları için istemeden bazı yetenekli insanların yeteneklerini köreltir, yaratıcı insanların yeni şeyler yapmalarına engel olurlar.

Yapabileceğimiz sınırsızken neden kendimizi sınırlandıralım? Aynı anda sadece bir şey yapabiliriz ama Allah’ın bize bahşettiği bu irade, beyin ve zaman kavramlarını kullanarak birçok güzel şeyi yapabilmemiz mümkün. Buna okul okumak, çalışmak, yeni fikirler ve buluşlar keşfetmek dahil. Eğer doktor, avukat, hakim, savcı, öğretmen vs olmak istiyorsanız mutlaka okulunu okumalısınız aksi halde mümkün değil. Çünkü bu meslekler çok fazla bilgi isteyen mesleklerdir ve devlete bağlıdır. Devlet ise sadece diploma ve KPSS sonucuna bakar ve ona göre sizi uygun bir yere yerleştirir. Amacımız neydi? Hem kendi neslimiz için hem sonraki nesiller için dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmek. Peki yapabileceklerimizin sınırı yokken bu amaç doğrultusunda tercihimiz ne olmalı?

Aslında bu konu üzerine kitap yazılmalı. Öğrenciler ve meslek hayatına devam eden kişiler için daha faydalı olacağına inanıyorum ama burada mümkün olduğunca kısa yazmaya çalışacağım. Okul bir genç için olmazsa olmaz birşeydir. 21. yüzyılda eğitim öğretimin önemi daha da artmıştır ve tabiri caizse bir baltaya sap olabilmek için mutlaka güzel bir üniversite bitirmek çok önemli bir faktördür. Fakat olmazsa olmaz şart değildir. Bugün lise terk birsürü insan kendi şirketlerini kurmuş çuval dolusu paralar kazanabilmektedir. Eğer baltaya sap olmak para kazanmaksa bunun için okul okumak şart değildir. Bir işe başlarsınız, kariyerinizde büyük başarılar kazanırsınız ve başarı parayı çeker. Okumadan da para kazanılabilir. Tek ihtiyacınız olan şey para kazanma yöntemlerini bilmektir. Bunu da iş hayatında yeterli vakit geçirdiğinizde öğrenebilirsiniz. Türkiye’deki okullarda bunları anlatmazlar. Sadece meslek hayatına atıldığınızda paranın nasıl kazanıldığını görebilirsiniz. Eğer amaç para kazanmaksa okumanıza gerek yok.

Fakat şöyle de birşey var. Piyasa o kadar berbat ki yükselmemeniz için insanlar ellerinden geleni yaparlar. 12 saat çalışarak asgari ücret alırsınız. Para denilen şey su gibidir elde tutmak mümkün değil. Çok kazanmak istiyorsanız çok çalışmak değil doğru şekilde çalışmak gerekir. Çok çalışıp üç kuruş kazanıyosanız bu size vakit kaybından başka birşey sağlamaz. Birşeyler öğrenirsiniz ama girişimci ruhunuzu kırdıkları için risk alamazsınız ve günü kurtarmaktan başka birşey yapmazsınız.

Mesele okumak ya da kendini geliştirmek değil. Girişimci ruhtur. Bu ruhu asla kaybetmemeniz gerekiyor. Okusanız da girişimcilik sizi yükseklere taşıyacaktır okumasanız da. Eğer imkanınız varsa okuyun ve kendinizi geliştirin. İmkanınız yoksa okumadan kendinizi geliştirin ama asla girişimci ruhunuzu kaybetmeyin. Gerektiği yerde gerektiği kadar risk almadan yükselmek mümkün değildir.


Emir Buğra KÖKSALAN

Java And PHP Developer

2 yorum

Elif · Aralık 16, 2016 7:57 pm tarihinde

Size ulasabilecegim mail adresiniz var midir?

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.